Diğer Haberler Makaleler 

Sevr Mağarasında Yaşananlar

Ayet: “…Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına “Tasalanma! Allah bizimle beraberdir”diyordu. Derken Allah ona kendi katından bir güven duygusu indirdi, sizin göremediğiniz askerlerle onu destekledi ve inkârcıların sözünü değersiz hale getirdi…” (Tevbe 40)


Yorum: Ayet-i kerimede, mağarada Rasulüllah’ın saklandığı ve bu esnada yanında sadece bir arkadaşının bulunduğu, onun da düşmanın takibinden büyük endişe duyduğu; ama Hz.Peygamberin Allah’ın yardım edeceğine güvenerek metanetini koruduğu hatırlatılmaktadır.Ayette adı geçmemekle beraber tarihî bilgiler bu kişinin Hz. Ebu Bekir olduğunu kesin biçimde ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili güvenilir rivayetler, Hz. Ebu Bekir’in bu yolculukta ve özellikle sığındıkları mağarada geçirdikleri üç gün boyunca Rasulüllah’ın üzerine titreyen davranışlarıyla ona olan bağlılığının ne kadar içten olduğunu göstermektedir.

Ayette belirtilen mağara arkadaşlığı üç gün sürdü. Bu arada, Hz. Ebu Bekir’in yaptığı plan doğrultusunda oğlu Abdullah gündüz halkın arasına giriyor, gece de mağaraya gelip konuşulanları aktarıyordu. Çobanlık yapan Âmir b. Füheyre de koyunlarını Sevr mağarası yakınlarında otlatıyor ve geceleri gelip onlara süt veriyordu. Diğer taraftan; Hz. Peygamberi evinden çıkarken öldürmeleri için görevlendirilen on kişi, sabah hava iyice aydınlanana kadar beklemişler, sonra dışarıdan gelen birinin ikazı üzerine eve saldırmışlardı. Evde Hz. Ali’den başkasını bulamayınca şaşırmışlardı. Bunun üzerine Mekke yönetimi, Hz. Peygamberi ve arkadaşı Ebu Bekir’i ölü veya diri yakalayıp getirene 100 deve ödül verileceğini duyurdu.Gerek ödülü kazanmak isteyen, gerekse inanç açısından düşmanlık duyan kalabalık bir müşrik topluluğu Hz. Peygamberi aramaya çıktı. Bunlardan bir grup mağaranın yakınına kadar gelmişlerdi; konuşmaları içeriden duyuluyor ve ayakları görülüyordu. Eğilip baksalar belki
onları göreceklerdi. Ayette belirtildiği gibi, Hz. Ebu Bekir’in “Ey Allah’ın resulü! Yaklaştılar, bizi görecekler!” sözüne Hz. Peygamber “Tasalanma, Allah bizimle beraberdir” buyurmuştur.

Siyer kaynaklarında, mağaranın girişine bir örümceğin ağ örmüş olduğu ve bir güvercinin yuva yapıp yumurta bırakmasının doğruluğu tartışmalıdır. Bu ifadelerin, Kuran’da kesin olarak bildirilen ilâhî yardımın zihinlerde canlandırılmasını sağlama amacı güttüğü açıktır.


Hz. Peygamberin Mekke’den çıkarken yatağına Hz. Ali’yi yatırması, Hz. Ebu Bekir ile önce Medine yönüne değil, güney istikametine gitmeleri ve hemen yola düşmeyip bir mağarada geçici olarak saklanmaları; gerektiğinde, düşmanı şaşırtma taktiklerine başvurma ve can güvenliği için mümkün olan önlemleri alma açısından dikkate şayan birer çabadır. Allah’ın peygamberi sıfatıyla O’nun himayesinde olduğunu bilen Rasulüllah’ın dahi, insan olarak elinden gelen tedbirleri eksiksiz alması, zafere ve başarıya ulaşmak isteyen müminler için önemli bir örnektir. (Kaynak: Kuran Yolu Tefsiri TDV)

Müslümanların Medine’ye hicret etmesi üzerine, Hz. Peygamberin de oraya gidip onların başına geçmesinden endişe duyan bazı müşrikler, Rasulüllah’ı öldürme kararı aldılar. Suikast kararından haberdar olan Resul-i Ekrem, hemen hicret hazırlığına başladı. Öğle sıcağında,insanlar uykuda iken, Hz. Ebu Bekir’in evine gitti ve orada hicret planı hazırlandı. Bunun için Mekke-Medine yollarını iyi bilen bir kılavuz tutuldu. Kendisini öldürmek için evini saracak müşrikleri yanıltmak amacıyla Hz. Ali’yi yatağına yatırdı. Gece yarısı Hz. Ebu Bekir ile birlikte gizlice Sevr dağına tırmanıp buradaki mağarada gizlendiler. (Kaynak: İslam Ansiklopedisi)

Bu kadar tedbiri aldıktan sonra Allah’a tevekkül etmekten başka çareleri olmayan bu iki kulundan Yüce Allah yardımını esirgememiş, elçisine önce “serinkanlılık” indirmiş, ardından da onu “görünmeyen ordularıyla” destekleyerek korumuştur. Kimsenin göremediği ve mahiyetini bilemediği bu ordular, müşriklerin mağaranın ağzından geri dönmelerini sağlamıştır. Onların gitmelerinden sonra, bu iki yolcu Medine yolculuğuna devam etmişlerdir.


Sevr’i anlamak, Hz. Peygamberi doğru anlamakla mümkündür. Her yönüyle “güzel bir örnek olan” Allah Rasûlü, suikastçılardan korunmak için, gayet yerinde bir strateji uygulayarak bu konuda da örnekliğini göstermiştir. Mekke şartlarında yaşayan herhangi bir insanın yapması gerekenleri yapmış; alması gereken tedbirleri almış, ondan sonra “Allah bizimle beraberdir” diyerek tevekkül etmiştir. “Nasıl olsa Allah beni korur” diye devesine
binip doğru Medine yoluna koyulmamış; ters yöne gidip, Sevr’de üç gün gizlenerek müşrikleri yanıltmıştır. Dikkat edilirse bu yolculukta Allah’ın yardımı tam zamanında yetişmiştir. Zaten,O’nun koyduğu ölçülere göre hareket edenlere Allah’ın da yardım etmesi, O’nun değişmez bir kanunudur. (Dr. Ekrem KELEŞ – Diyanet İşleri Başkanlığı)

Müslümanların yanlış inandırıldığı ve aldatıldığı konulardan biri de, Rasulüllah’ın hicret yolculuğu esnasında, Sevr Mağarasında yaşananlar ile ilgili anlatılan mucizevi rivayetlerdir.Bu hikâyenin çıkışına neden olan rivayet Ahmet Bin Hanbel’in Müsnedinde güvercin,örümcek, Peygamberimizin mağara bekçileri olarak aktarılır; ayrıca yılan hikâyesi ile fabl konuşmaları da bunlara dâhil edilir.

Milli şairimiz, bu olayı ne güzel dile getirmiştir: “Şu tekbir getiren mağara, örümceklerin değil; /Peygamberlerindir, meleklerindir. / Örümcek ne havada, ne suda, ne yerdeydi; / Hakkı göremeyen gözlerdeydi!” (Arif Nihat ASYA)

Sevr mağarası konusunda ayet var; başka bir masala ne gerek var ki? Sevr mağarasının girişinde örümcek ve güvercin yoktu. Allah, “sizin göremediğiniz askerlerle onu destekledi”diyor. Buradakiler güvercini görmedi mi, örümceği görmedi mi? Allah, görünmez derken, sen nasıl gördüğünden bahsediyorsun? Görülemeyeceği ilan edilen bir varlık, başka bir şeye benzetilerek de görülmüş gibi sunulamaz. Gerek yok ki bunlara… Allah adamı mağaranın kapısına kadar çıkartır, içine bir korku verir; adam döner gider. “Askerlerle destekledi”deseydi belki örümcek, güvercin vs. katılabilirdi. Ama öyle demiyor; “göremeyeceğiniz askerler” diyor. (Prof. Dr. Mehmet OKUYAN)


“Mağara girişindeki örümcek ağı ve güvercin yuvası olayı tamamen uydurmadır.” (Prof.Dr. Abdülaziz BAYINDIR)

Ağaç, Güvercin, Örümcek Hikâyesinin Kuran’a Arzı

Hz. Peygamberin hicreti bağlamında anlatılan ve Ahmet bin Hanbel’in Müsned’inde de hadis olarak zikredilen mağara bekçilerini, güvercin ve örümcek hikâyesini Kuran’a arz ettiğimizde hikâyenin doğru olmadığını görmekteyiz. Rivayete göre Hz. Peygamber ve Hz.Ebu Bekir Sevr mağarasına girdiklerinde orada hemen bir akasya ağacı bitiyor, güvercinler yuva yapıyor, örümcek ağ örüyor. Sanki mağaraya girilmemiş izlenimi veriyorlar ve müşrikler mağara kapısına gelince, bunlarla karşılaştıklarından dolayı buraya kimse girmediği kanısına
vararak geri dönüyorlar.


Kuran, Hz. Peygamber için hicret yolculuğu esnasında mağarada “…Onu göremeyeceğiniz ordularla destekledik…” (Tevbe 40) buyurmakta ve görünür olan güvercin, örümcek ve ağaçtan bahsetmemektedir. Kuran’ın bahsettiği görünmez orduların ne olduğunu bilemeyiz;ama bu ayetten Hz. Peygamberin o esnada koruma altında olduğunu öğrenmekteyiz.

Aslında hicret olayı anlatılırken mağara olayını güvercin ve örümcekle süslemek yerine “la tehzen innellaha meane” “üzülme Allah bizimle”(Tevbe 40) ayetini gündem etmiş olsak ve bu ayeti merkeze alsak daha doğru olurdu. Zira mağarada iki sevgili insan, müşrik ordusunun takibi altındalar. Allah’ın davasını başka ellere taşımak için canları pahasına yola koyulmuşlar.Bir mağaraya giriyorlar. Düşman yanı başlarına kadar geliyor ama onları göremiyor. Çünkü İbrahim için ateşe “yakma”, Musa için suya “yol ver” diyen Allah; Hz. Muhammed için “göze görme” ya da meleklere “müşriklerin görmelerine engel olun” emrini vermiş olabilir.


Burada Hz. Peygamberin Kuran’da zikredilen sözü dikkat dikkat çekicidir. Peygamber; “le tehaf” “korkma” demek yerine, “la tehzen” “üzülme” diyor. Zira ortada bir korku durumu değil, bir üzüntü durumu vardır. Hz. Ebu Bekir üzülmektedir; çünkü davanın lideri gittiğinde davanın biteceğini düşünüyor. Yani kendi canlarını değil, davanın selametini düşünmekteler.Hz. Ebu Bekir, üzüntüsünü Peygambere dile getirmiş olmalı ki, Peygamber; “üzülme Allah bizimle” diyerek üzüntüsünü bertaraf etmektedir. İmkânın bittiği yerde, tevekkül başlar.
Tevekkülün olduğu yerde ise, ilahi yardım devrededir.

Mağarada gerçekleştiğini varsaydıkları yalanlardan biri de yılan hikâyesidir. Anlatılanlara göre; “güya yılan önceden peygamberin oraya geleceğini biliyordu, onu ziyaret için orayı mesken tutmuştu. Peygamber gelince de onu ziyaret için deliğinden çıkmak istemiş; ama Ebu Bekir’in ayağı deliği kapatmıştı. Bu yüzden Ebu Bekir’in ayağını soktu ve Ebu Bekir zehirlendi;Peygamber de onun ayağını iyileştirdi. Ayette, mağaranın görünmez ordularla korunduğunu,Peygamber ve arkadaşının üzerine sükûnetin indiğini söylüyor. Müşriklerin, peygamberi
görmelerine engel olan görünmez orduların güçleri, yılanı durduramamış mıydı? Allah’ın elçilerinin bile, Allah’ın bildirdiğinin ötesinde bilemedikleri gaybı, yılan biliyor muymuş?Peygamberin dahi hicretten haberi yokken; yılanın haberi oluyor da, bu nedenle peygamberin mağaraya gelmesini mi bekliyor?


Mağara bekçileri olan ağaç, güvercin ve örümcek hikâyesi ile mağaranın ziyaretçisi olan yılan hikâyesi uydurmadır ve Kuran’a uymamaktadır. Bu ve buna benzer uydurma rivayetler,Kuran’dan ne kadar uzak olduğumuzu göstermektedir. (Kaynak: Dr. Cahit KARAALP – Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Üyesi)

Bahtiyar Budak (Emekli Edebiyat Öğretmeni)

En son Haberler