Bizden Haberler Makaleler Son Dakika 

Otçu 1 (Yüz beş yıl önce)

Atilla Korkmaz-Emekli Öğretmen

OTÇU 1 (Yüz beş yıl önce)

                “OT GÖÇÜ NİCE YAPILIR, NEDİR?”

“Çepni oymağı Trabzon tigresine (bölge,yöre) ilk geldiğinde, çadır otak altında yaşar Türk göçerlerinden idi. Başka göçerler gibi bunlar da sığır, koyun, keçi sürüleri besilerler, bunlar ile geçinirler idi. Yayılan sürüleri ile yaylalara çıkarlar, kışın cenik dedikleri kışlağa, yalıya inerler idi. Gitgide cenikte evler yaptılar, iyice yerleştiler çoğaldılar. Yalnız sürü beslemek bunları geçindirmez oldu. Ekin ile de uğraşmak gerekti. Artık gildeki (aile) kişiler arasında işler bölünmeğe, ayrılmağa, dağıtılmağa yüz tuttu. İşte; kamu yıl birinci ayın sonuna doğru gildeki kocamanlar, koca karılar, çocuklar sürüleri önlerine katar, yaylalara çıkarlar.
Cenikte kalan delikanlılar, genç kızlar, gelinler ellerine megel denilen enli bir kazma alırlar; imece denilen karşılıklı yardımlaşma ile tarlalara darı denilen mısır ekerler.
Bu yerlerde çift sürmek pek huy olmamış. Yerleri de çift sürmeye elverişli değil! Pek bayır.
Yirmi gün bir ay içinde ekilen darılar büyür. Yine imece yapılır. Darıların arasında biten kötü otlar megel ile yontulur, ayıklanır.
Darı ekmek, iki kez ot ayıklama işi dördüncü ayın ortasına kadar sürer.
Son ot ayıklamanın bittiği dördüncü ayın ortasında, cenikte kalan işte bu ekincilerde de yaylaya gitmek üzere bir kımıldama, bir derlenme, bir toparlanma başlar. Eksikler eklenir. Elde edilecekler elde edilir. Artık delikanlılar, kızlar, gelinler en yeni pusatlarını (giyecek) giyinirler. Delikanlılar koral (silah), mermilerini takınırlar. Kemençe gibi bir çalgıyı da beraberlerine alırlar. Kamu köyün kişileri ayrı ayrı toplanır, küme olurlar. Bir aka günü erden bütün kümeler yola dökülür. Yaylaya doğru yönelir.
Kemençe boyuna çalar. Delikanlılar aralık aralık koral, mermi atar, donanma yapar, türkü söyler, çiğ (nara) çeker, haykurur. Yolda giderken kümeler birbirlerine karışmaz. Karışmamak için son kerteye kadar çalışırlar. Çünkü; bilerek, bilmeyerek birbirlerine karışırlar ise büyük gürültü olur. Tanrı göstermesin, adam bile düşer (ölür). Kümeler çabuk yürür, bir günde yaylaya çıkar. En çok, en sıkı donanmayı yaylada obalara girerken yaparlar. O kadar koral, mermi atarlar, o kadar çiğ çekerler, bank ururlar, haykururlar ki, dağlar tepeler inim inim inler.”
Hüseyin Avni Alparslan*, Türk Yurdu Dergisi, 17 Haziran 1915

*Binbaşı Hüseyin Avni Bey : 1876 yılında Tirebolu’da dünyaya geldi. Babası, Amasya’nın Suluova ilçesinden Tirebolu’ya imam olarak gelen Emin efendi, annesi Tirebolulu Yanık ömeroğullarından Kadın hanımdır.
Başarılı geçen öğrencilik yıllarını harbiyede tamamlayıp, subay olarak orduya katıldıktan sonra bir yandan çeşitli cephelerde görev yaparken, diğer yandan Tük Yurdu dergisinde “Alparslan” takma adıyla yazılar yazmıştır.
Giresunlu gönüllülerle kurulan 42. Gönüllü Piyade Alay komutanı olarak, alayı ile birlikte Sakarya Savaşına katılmış, 42. Alay mensuplarının çok büyük bir bölümü ile birlikte şehit olmuştur.
Günümüzde, onun ve 42. Gönüllü Piyade Alayı’nın anısına, Çaykur Tirebolu Çay Fabrikası ve Fiskobirlik, ürettikleri en kaliteli çayların birer tanesine “Tirebolu 42” adını vermişlerdir.


Atilla Korkmaz-Emekli Öğretmen

1.Bölüm Sonu

En son Haberler

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.