Diğer Haberler Son Dakika 

ZARARLI MESCİT (MESCİD-i DIRÂR)

            “Secde edilen yer” anlamına gelen mescit, Müslümanların Allah’a ibadet ettikleri mekândır. Kuran-ı Kerim’de Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Kubâ gibi mescitlerden söz edilmektedir.

      Bunlardan biri de Mescid-i Dırâr’dır. “Zarar vermek” anlamındaki dırâr kelimesinden gelen bu ifade, Medine’de münafıkların Müslümanlara zarar vermek ve aralarına ayrılık sokmak amacıyla yaptıkları mescidi ifade eder.

      Münafıklar, Mescid-i Nebi’ye uzak oturanların cemaate ulaşmakta zorlandıklarını ileri sürerek bir mescit yaptılar. Daha sonra Hz. Peygamber’den burayı ibadete açmasını ve burada namaz kılmasını istediler. Ancak onların asıl amacı ibadet değildi.  Müslümanların arasına ayrılık sokmak ve kendi faaliyetleri için bir merkez oluşturmaktı.

      Hz. Peygamber Tebük Seferi dönüşünde burada namaz kılmayı düşünürken Tevbe Suresi’nin 107-110. ayetleri nazil oldu. Bu ayetlerde, söz konusu mescidin zarar vermek, inkârı güçlendirmek ve müminlerin arasını ayırmak amacıyla yapıldığı bildirildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber burada namaz kılmadı ve mescidin yıkılmasını emretti.

      Kuran, buna karşılık takva üzerine kurulan mescidi övmekte ve orada ibadet edilmesini uygun görmektedir (Tevbe 108). Böylece bize önemli bir ölçü verilmektedir: Bir ibadet mekânının sadece adı değil, amacı da önemlidir.

      Mescid-i Dırâr kıssası sadece geçmişte yaşanmış bir olay değildir. Bugün de camilerin hangi amaçla kullanıldığı üzerinde düşünmemiz gerekir. Cami; Müslümanları bir araya getiren, kardeşliği güçlendiren ve Allah’a kulluğa vesile olan bir mekândır. Bu nedenle camileri belli kişilerin, grupların veya cemaatlerin malı gibi görmek doğru değildir.

      “Falancaların camisi”, “filancaların camisi” şeklindeki anlayış, caminin birleştirici ruhuna zarar verir. Elbette bir camide belirli bir cemaatin veya grubun daha fazla bulunması, o camiyi Mescid-i Dırâr yapmaz. Asıl mesele, caminin ayrılık, düşmanlık ve nifak üretmek için kullanılıp kullanılmadığıdır.

      Bir camide Müslümanlar birbirlerine karşı kışkırtılıyor, insanlar gruplara ayrılıyor ve ibadet mekânı bir çekişme merkezine dönüştürülüyorsa, Mescid-i Dırâr kıssasının verdiği mesaj yeniden hatırlanmalıdır.

      Camiler şahısların veya grupların değil, Allah’a kulluğun mekânlarıdır. Orada mezhep, cemaat, grup veya şahıs üstünlüğü değil; iman, kardeşlik, takva ve güzel ahlak öne çıkmalıdır.


       (Yararlanılan Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi, TDV Kuran Yolu Tefsiri)

       Hazırlayan: Bahtiyar Budak–Emekli Edebiyat Öğretmeni

En son Haberler