İMAM NİKÂHI VE EVLİLİK SORUMLULUĞU
İslam’da evlilik, son derece önemli ve ağır bir sorumluluktur. Nikâh, yalnızca iki insanın birlikte yaşamaya karar vermesi değil; Allah’ın huzurunda verilen bir söz, bir emanet ve sağlam bir ahittir. Kuran-ı Kerim’de evlilik bağı “sağlam bir sözleşme” (Nisâ 21) olarak nitelendirilmiştir. Bu sebeple nikâh hafife alınabilecek bir işlem değildir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “Nikâh benim sünnetimdir” buyurmuş ve nikâhın ilan edilmesini tavsiye etmiştir. Bu da evliliğin gizli değil, toplum tarafından bilinen ve tanınan bir birliktelik olması gerektiğini göstermektedir.
Günümüzde halk arasında kullanılan “imam nikâhı” ifadesi, dinî nikâh anlamında kullanılmaktadır. Oysa İslam’da nikâhın geçerliliği için asıl olan; tarafların rızası, şahitlerin bulunması ve nikâhın gerekli şartlara uygun olarak yapılmasıdır. Nikâhın mutlaka bir din görevlisi tarafından kıyılması şart değildir. Bununla birlikte nikâhın usulüne uygun yapılması ve toplum tarafından bilinmesi önem taşır.
İslam hukukunda nikâhın geçerli olabilmesi için bazı temel şartlar vardır. Her şeyden önce evlenecek kadın ve erkeğin karşılıklı rızasının bulunması gerekir. Tarafların evlenme iradelerini açıkça ortaya koymaları (icap ve kabul), nikâhın en az iki şahit huzurunda akdedilmesi ve evlenmeye engel bir durumun bulunmaması şarttır. Ayrıca nikâhın geçici bir süreye bağlanmaması ve evlilik sorumluluğunu üstlenme niyetiyle yapılması gerekir. Bu şartlar yerine getirildiğinde nikâh dinen geçerli olur.
Ne var ki bazı kimseler, “imam nikâhı” kavramını sorumluluktan kaçmanın veya karşı tarafı aldatmanın aracı hâline getirebilmektedir. Özellikle evli olduklarını gizleyerek başka kadınlarla ilişki kuran ve bunu dinî nikâhla meşrulaştırmaya çalışan kişiler büyük bir vebal altına girmektedir. Çünkü İslam’da doğruluk, güven ve emanete riayet temel ahlaki ilkeler arasındadır.
İslam’da erkeğin birden fazla evlilik yapabilmesine belirli şartlarla izin verilmiş, bunun için de eşler arasında adalet şartı getirilmiştir. Kuran-ı Kerim, adaletin sağlanamayacağından endişe edilmesi hâlinde tek eşle yetinilmesini emretmektedir. (bk. Nisâ 3). Bu sebeple çok eşlilik, keyfî bir hak değil, ağır sorumluluklar yükleyen istisnai bir ruhsattır.
Bir kadının evli olduğu hâlde başka bir erkekle nikâhlanması ise İslam hukukunda kesin olarak geçersizdir. Devam eden bir evlilik bağı varken ikinci bir nikâh akdi yapılamaz ve böyle bir nikâh dinen sahih kabul edilmez.
Aynı şekilde boşanmış veya eşi vefat etmiş bir kadının, iddet süresi tamamlanmadan yeniden evlenmesi de geçerli değildir. Kuran-ı Kerim’de iddet süresinin tamamlanması emredilmiş ve bu süre içinde yeni evlilik yapılması yasaklanmıştır (Bakara 228, 234). İddet; neslin korunması, aile bağlarının netleşmesi ve toplum düzeninin muhafazası açısından önemli bir hükümdür.
Günümüzün önemli problemlerinden biri de resmî nikâh yapılmaksızın yalnızca dinî nikâhla kurulan birlikteliklerdir. Bu durum özellikle kadınların ve çocukların hukukî haklarının korunmasında ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu sebeple dinî nikâhla birlikte resmî nikâhın da yapılması, tarafların haklarının güvence altına alınması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Evlilikte din farkı da, dikkate alınması gereken hususlardandır. İslam’da müslüman bir erkeğin Ehl-i Kitap (hristiyan-yahudi) bir kadınla evlenmesine ancak belirli şartlarla izin verilmiştir. Ancak müslüman bir kadının ise gayrimüslim bir erkekle evlenmesi caiz görülmemiştir. Dolayısıyla yapılan nikâh da Allah katında geçerli değildir. Bu hüküm, aile birliğinin ve çocukların dinî kimliğinin korunması amacı taşımaktadır.
Nikâh, geçici bir ilişkiyi meşrulaştırma aracı değil; sorumluluk, sadakat ve güven temeli üzerine kurulan kutsal bir sözleşmedir. Dinî nikâhın, İslam’ın öngördüğü dürüstlük, açıklık ve sorumluluk ilkeleriyle birlikte anlam kazandığı unutulmamalıdır. İslam, aldatmayı değil doğruluğu; gizliliği değil açıklığı; sorumsuzluğu değil emanete sahip çıkmayı emretmektedir.
Allah’ın emrettiği evlilik huzur için, Peygamber’in öğrettiği nikâh ise güven ve sadakat içindir. Bu nedenle evlilik konusunda herkesin Allah’tan korkması, kul hakkına riayet etmesi ve dinî kavramları kullanarak insanları aldatmaktan sakınması gerekir.
(Yararlanılan Kaynaklar: TDV Kur’an Yolu Tefsiri, TDV İslâm İlmihali, Riyâzü’s-Sâlihîn)

