PEYGAMBERLERİN ÇOCUKLARINA VASİYETLERİ
Kuran-ı Kerim, Hz. İbrahim ve Hz. Yakup’un çocuklarına; Allah’ın seçtiği dine bağlı kalmalarını, şirkten uzak durmalarını ve Müslüman olarak can vermelerini vasiyet ettiklerini bildiriyor. (bk. Bakara 132-133).
Bu ayetler, peygamberlerin evlatlarına bıraktıkları en büyük mirasın Allah’a teslimiyet olduğunu gösterir. Hem Hz. İbrahim, hem de Hz. Yakup; çocuklarına Allah’ın seçtiği dine bağlı kalmayı, şirkten uzak durmayı ve tam bir teslimiyetle Müslüman olarak yaşamayı öğütlemiştir. Bu ifadeler, tevhit inancının nesiller boyunca korunması gereken bir emanet olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayetler aynı zamanda, tevhidin temel; şirkin ise en büyük tehlike olduğunu hatırlatır. Nesiller boyunca imanın korunmasının yolu, Allah’a ortak koşmamaktan geçer. Peygamberlerin bu örnekliği, anne ve babalara çocuklarını sağlam bir inanç temeliyle yetiştirme sorumluluğunu öğretir. Çünkü çocuğa bırakılacak en değerli miras mal değil, doğru akidedir.
Hz. Yakup’un vasiyeti; son nefeste bile asıl meselenin dünya değil, kime kulluk edildiğidir. Bu doğrultuda, Tahrîm suresi 6’ncı ayette şöyle bir uyarı vardır: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”
Bu ayet, hem bireysel hem de ailevi sorumluluğu hatırlatır; ahiretteki hesabın ağırlığını gözler önüne serer. “Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateş” ifadesi, ihmalkârlığın sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini vurgular. Mümin sadece kendini değil, ailesini ve yakın çevresini de manevî tehlikelerden korumakla yükümlüdür.
Bu doğrultuda, iman, ahlâk ve ibadet eğitiminin önce evde başladığı anlaşılır. Çocukların kalbini, davranışlarını ve alışkanlıklarını güzelleştirmek; anne-babanın koruma görevinin bir parçasıdır.
Şûra suresi 49–50’nci ayetlerde ise, çocuk sahibi olmanın tamamen Allah’ın takdiri olduğu belirtilir. Kız veya erkek çocuk arasında bir üstünlük bulunmadığı, her çocuğun Allah’ın bir lütfu olduğu vurgulanır. Aynı ayetlerde, yaratılışın ve kaderin mutlak hâkimiyetinin Allah’a ait olduğu hatırlatılır; çocukların cinsiyetini belirlemenin de O’nun takdiri olduğu açıkça ifade edilir.
Allah’ın kimine kız, kimine erkek, kimine her ikisini verdiği; kimini de çocuk sahibi yapmadığı hatırlatılan ayette; bunun bir eksiklik değil, yalnızca imtihan ve ilahî takdir olduğu özellikle belirtilir. Mümin için doğru tavır; verilene şükretmek, verilmeyene sabretmek ve Allah’ın takdirine güvenmektir.
Varlığı da, yokluğu da imtihan olan evlatlarını; Allah’ın emaneti bilinciyle sahibinin emrine uygun bir şekilde hayata hazırlamak her anne-babanın temel görevidir. Yüce Rabbimiz; sırat-ı müstakimden ayrılmadan, sonunda cennete buluşabileceğimiz bir aile hayatı yaşamayı hepimize nasip eylesin!
(Yararlanılan Kaynak: TDV Kuran Yolu Tefsiri)

