TERAVİH NAMAZI
“Rahatlatmak, dinlendirmek” anlamına gelen teravih, ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan namazı ifade eder. Dört rekâtta bir dinlenme amacıyla biraz oturulduğundan, bu namaza “teravih” denmiştir.
Teravih namazını başlangıçta cemaate bizzat kıldıran Hz. Peygamber (s.a.s), ümmetinin yükünü arttırabileceği düşüncesiyle bu uygulamadan vazgeçtiği rivayet edilir. Müekked sünnet hükmünde olan bu namaz; orucun değil, ramazan ayının sünnetidir. Bu nedenle oruç tutamayanların da bu namazı kılmaları yararlı olur.
Teravihin tek başına kılınmasına Hz. Ebu Bekir döneminde devam edilmiştir. Hz. Ömer döneminde; camide meydana gelen dağınıklığın ve bu namazın farz kılınma ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak cemaatle kılınmaya başlamıştır.
Bu namazının rekât sayısıyla ilgili sekiz, on, on altı, yirmi, otuz altı, otuz sekiz, kırk gibi sayılar ileri sürülmüştür. Hz. Peygamber’in vitir dâhil yirmi üç rekât namaz kıldığı yolundaki rivayetten ve sahabe uygulamasından hareketle teravihin yirmi rekât olduğu görüşü benimsenmiştir.
Teravih namazı; yalnız kılınabileceği gibi, cemaatle de kılınabilir. Camilerin ihmal edilmemesi için bu namazın, camide cemaatle kılınması daha faziletli görülmüştür. Bu namazın vakti, yatsı namazının arkasından fecre kadar geçen süredir. Vitirden sonra kılınması câiz olmakla birlikte, uygulamada vitirden önce kılınmaktadır.
Hz. Peygamber’in sünnetinde, gece namazlarının ikişer rekât olarak kılınması; teravih namazının her iki rekâtta bir selâm verilerek kılınmasını öne çıkarmaktadır. Hatta Şafii mezhebine göre iki rekâtta bir selâm vermek farzdır.
İki rekâtta bir selâm verilecekse sabah namazının sünneti, dört rekâtta bir selâm verilecekse ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Teravih namazı başladıktan sonra camiye gelen kimse, önce yatsı namazını kılar; daha sonra teravih namazı için imama uyar. Çünkü teravih namazı, yatsı namazına tâbidir ve ondan önce kılınmaz.
Hz. Peygamber ve sahabe döneminde bu namaz oldukça uzun bir kıraatle kılınırken; tarihî süreç içerisinde insanlara zahmet vermeme kuralından hareketle uzun okumadan vazgeçilmiş ve cemaati çoğaltmanın kıraati uzatmaktan daha yararlı olacağı düşüncesi öne çıkmıştır.
Teravih namazı, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinden başlayarak günümüze kadar cemaatle yirmi rekât olarak kılınmıştır. Sahabeden kimse buna itiraz etmemiş ve âlimler tarafından da bu şekilde kabul edilmiştir. Türkiye dâhil, pek çok İslâm ülkesinde teravih namazı cemaatle 20 rekât olarak kılınmaktadır.
Teravih namazı, nafile bir ibadet olduğundan, farz gibi telakki edilmemesi gerekir. Dolayısıyla yorgunluk, meşguliyet vb. sebeplerle teravih namazının evde 8, 10, 12, 14, 16 veya 18 rekât kılınması hâlinde de sünnet yerine getirilmiş olur. Ancak cemaate katılmak daha iyidir.
(Yararlanılan Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi, Din İşleri Yüksek Kurulu)

