Diğer Haberler Son Dakika 

İHSAN BİLİNCİ, KULLUĞUN ZİRVESİDİR!

     “İyilik ve lütufta bulunmak” anlamına gelen ihsan; genel olarak, bir işi en güzel şekilde yapmak ve Allah’a samimiyetle kulluk etmek demektir. İhsan sahibi kişiye “muhsin” denir. Kuran’da ihsan kavramı, yetmişi aşkın ayette geçmektedir.

     Hz. Peygamber (s.a.s.) ashabıyla sohbet ederken, hiç kimsenin tanımadığı birisi gelerek, O’nun yanına oturdu. “İslam nedir, iman nedir” gibi sorular sormaya başladı. Allah Rasûlü, onun her sorusuna cevap verdikçe, bu yabancı “Doğru söyledin” diyordu.

     O gittikten sonra, Hz. Peygamber’in “O Cebrail’di: Size dininizi öğretmeye geldi” diyerek tanıttığı kişinin sorduğu sorulardan birisi de “İhsan nedir?” idi. Allah Rasûlü şöyle cevap verdi: “İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına O’na kulluk etmendir. Her ne kadar sen O’nu göremesen de O seni görmektedir” (Buhari).

     “İhsan” kavramı hem Allah’a, hem de kula nispetle Kuran ve sünnette geçen çok derin bir kavramdır. Allah’a nispet edildiğinde; O’nun kullarına karşı sınırsız iyilik, rahmet ve lütuf göstermesi vb. (Mesela bk. Nahl 18, Yusuf 56). Kula nispet edildiğinde; ibadetlerini bilinçli ve güzel bir şekilde yapması, insanlara iyilik ve merhametle davranması, nefsini günahlardan koruması vb. (Mesela bk. Nahl 90, Bakara 195).

     İhsan, sadece ibadetle sınırlı değildir. Mesela öğretmenin öğrencisini iyi eğitmesi, doktorun hastasına özen göstermesi, esnafın tartıyı dürüst yapması, yöneticinin adaletli olması gibi güzel davranışlar; ihsan bilincinin, toplumsal yansımalarıdır.

     İhsan bilinci, yalnızca dindar olmanın değil, insan olmanın da zirvesidir. Eğer insan yaptığı işe güzellik katmayı ilke edinirse, toplum da, ilişkiler de, ahlak da kendiliğinden güzelleşir. Hangi meslekte bulunursak bulunalım, yaptığımız işe kattığımız niyet ve özen, bizi “muhsin” mertebesine yaklaştırır.

    İhsan, Allah’ın huzurunda olduğunu hissetme bilincidir. Allah’ı görüyormuşçasına yaşamak; insanın hem iç dünyasına, hem de dış hayatına derin bir kalite kazandırır. Bu bilince ulaşan müminin ibadeti değişir; artık namaz yalnızca bir farz değil, Rabbin huzurunda durmanın şerefidir.

     İhsan, bir anda ulaşılacak bir makam değil; sürekli ilerlemeyi gerektiren bir yolculuktur. Her gün, ‘Bugün neyi daha güzel yapabilirim?’ diye düşünür ve bize şahdamarımızdan yakın olan Yüce Allah’ın (bk. Kaf 16) bizi gözettiğini hissedersek; ihsan yolunda ilerliyoruz demektir.

     İhsan bilinci kaybolduğunda, ibadetler canlılığını yitirir; namaz vakte sığdırılan bir görev, oruç açlığa sabretmekten ibaret hâle gelir. Ruhun gıdası olan ibadet, şekle dönüşür; kalp nasibini alamaz. Günahlar kolaylaşır, yanlışlar normalleşir. İnsan, Rabbinin gözetimini unuttuğunda; hem yolunu, hem de yönünü kaybetmeye başlar

     Gerçek müminler, ibadetlerinde veya dünyalık işlerinde ihsan üzere yaşamak ve bu hâl üzere ruhunu teslim etmek gayretindedirler. Allah’ın gözetimiyle yaşayan kullardan olmayı Rabbimiz bizlere de nasip eylesin! Bu bilinçle yaşayanlara da selam olsun!

       (Yararlanılan Kaynaklar: (TDV İslam Ansiklopedisi, TDV Kuran Yolu Tefsiri, Halil Kılıç-Allah’ı Görüyormuşçasına Yaşamak, Diyanet Hutbe-İhsan)

En son Haberler