Güncel Haberler Son Dakika 

İYİLİĞİ EMRETMEK VE KÖTÜLÜKTEN MEN ETMEK

       “Emir bi’l maruf ve nehy-i anil münker” ifadesi, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışma yönündeki faaliyetler için kullanılan dinî, ahlâkî ve hukukî bir tabirdir. İslâmî kaynaklar, iyiliğin hâkim kılınıp kötülüğün önlenmesiyle faziletli bir toplumun oluşturulması ve yaşatılması için gösterilen faaliyetleri; Kuran ve hadislerdeki kullanıma uygun olarak bu tabirle formülleştirmişler.        “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun.… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

YAKÎN (DOĞRU) BİLGİNİN KESİNLİK DERECELERİ

       Çağın hızlı gelişim ve değişimine ayak uydurabilecek nitelikli insan gücü yetiştirmek zorunlu hale gelmiştir. Sadece anlatıma dayalı konularda dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır. Yapılan araştırmalarda, öğrencilerin; sadece duyduklarını kolay unuttukları, duydukları ve gördükleri zaman biraz hatırladıkları; duydukları, gördükleri ve onunla ilgili soru sordukları veya birisi ile tartıştıklarında anlamaya başladıkları; duydukları, gördükleri, tartıştıkları ve yaptıkları zaman bilgi ve beceri kazandıkları; hatta başkasına anlattıkları zaman bilgilerin… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

KAZA NAMAZI VE KERAHET VAKİTLERİ BİLGİSİ

       Kazaya kalmış namazların ilk fırsatta kaza edilmesi esastır. Bununla birlikte Hanefî mezhebine göre, kaza namazı bulunan kimselerin farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınan sünnetler ile teheccüd ve kuşluk namazı gibi nafileleri kılmaları da caizdir. Şâfi mezhebinde, kaza namazı borcu olan kimsenin, geçmiş namazlarının hepsini kaza etmeden nafile namaz kılması caiz değildir. Kaza namazı bulunan kimsenin uyku ve evin geçimi… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

VAKTİNDE KILINAMAYAN NAMAZLARIN KAZASI

       Kuran’da vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak açık bir ifade bulunmamakla birlikte, Hz. Peygamber (s.a.s.) vaktinde kılamadığı namazları kaza etmiş;  “Kim namazı unutursa veya uyuyup kalırsa, hatırlayınca onu kılsın. Onun kefareti ancak budur” (Buhari) buyurarak ashabına tavsiyede bulunmuştur.        Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle kılamadığı ikindi namazını, akşam namazı vaktinde; Hayber Fethi’nden dönerken, konakladıklarında bir yerde… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

ORUÇ KORUR, NAMAZ YÜCELTİR

     Oruç, imsak vaktinden, güneşin batmasına kadar dinen belirlenmiş ibadeti yerine getirmek niyetiyle yemek, içmek ve cinsel ilişkiden uzak durmayı ifade eder. Orucun, Müslümanlara farz kılındığını bildiren ayette, önceki toplumlara da orucun farz kılındığına dikkat çekilmiştir.        Kuran-i Kerim’de, “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenalıklardan korunursunuz”… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

DİNİMİZDE NAFİLE İBADETLER

       Dinimizde, fazladan yapılan ibadetlere “nafile” denir. Nafile ibadetler, farz ve vacip ibadetler dışında kişinin daha fazla sevap kazanmak için kendi isteğiyle yaptığı mali ve bedenî ibadetlerdir. Ayet ve hadislerde, farz ibadetleri hakkıyla yerine getirenlerin kurtuluşa ereceği müjdelenmekle birlikte; nafile ibadet yapanların, Allah’ın sevgili kulları olduğu belirtilmiştir.        Dört temel ibadet olan namaz, oruç, hac ve zekâttan her birinin nafile şekilleri… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

KURAN VE SÜNNETTE NAMAZ BEŞ VAKİTTİR

     Nisâ suresinin 103’üncü ayetinde, namazın müminler için vakitleri belli bir fariza olduğu belirtilmiş;  kılınacağı vakitlere de Kuran’ın kendine özgü üslûbu içinde açık biçimde veya işaret yoluyla değinilmiştir. Meselâ, Nur suresinin 58’inci ayetinde, sabah (salâtü’l-fecr) ve yatsı (salâtü’l-işâ) namazları ismen zikredilirken; başka ayetlerde diğer vakit namazlarına işaretlerde bulunulmuştur.        Tefsirlerde, Rum suresinin 17 ve 18. ayetlerinde “akşam vaktine eriştiğinizde” ifadesinin… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

ŞEFAAT NEDİR?

İSLAM İNANCINDA ŞEFAAT MESELESİ      Şefaat, bir kimse için araya girmek, onun bağışlanması ya da dileğinin kabulü için niyazda bulunmak anlamına gelir. İslâm inancında şefaat; kıyamet gününde Allah’ın izin verdiği peygamberlerin ve salih kulların, iman edenler için Allah katında dua etmeleri ve bağışlanma talebinde bulunmalarıdır.      Bu inanç, kulun kurtuluşunu başkasının eline bırakan bir anlayış değil; aksine her şeyi Allah’ın… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

İSLAM’DA HELAL VE HARAM

       İslam, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu hedefler. Bunun için hayatımıza ölçüler ve sınırlar koymuştur. İnsan ve toplum için zararlı olan şeyleri yasaklamış, faydalı ve temiz olanları serbest bırakmıştır. Yasaklananlara haram, serbest bırakılanlara ise helal denir.       Haram diyebilmek için dinin bu konuda açık ve kesin bir delilinin bulunması gerekir. Bir şeyin haram olduğuna dair delil yoksa esas olan onun… yazının devamı...
Diğer Haberler Son Dakika 

İSLAM VE KÖLELİK

Tarih boyunca insanlar,  çeşitli yollardan köleleştirilmişlerdir. Savaşta tutsak edilmek, bir suç nedeniyle cezalandırılmak, borcunu ödeyememek ya da köle ana babadan dünyaya gelmiş olmak gibi çeşitli nedenler; köle olmanın değişik biçimlerindendi. Eski medeniyetlerde de olağan kabul edilen kölelik, İslamiyet öncesi Arap toplumunda acımasızca uygulanmaktaydı. Bu nedenle İslâmiyet, onu tek taraflı ve kesin bir kararla kaldırma yönüne gitmemiş; zaman içinde ortadan kalkmasına… yazının devamı...