Diğer Haberler Son Dakika 

KURAN VE SÜNNETTE MÜMİNİN TANIMI

      Mümin olmak, sadece “Allah’a inanıyorum” demek değildir. İman, insanın kalbine yerleşen ve oradan bütün hayatına yansıyan büyük bir hakikattir. Gerçek iman, insanı değiştirir. Kalbini Allah’a bağlar, davranışlarını güzelleştirir, dilini kötü sözden korur ve onu insanların güven duyduğu bir kişi hâline getirir.

      Kuran, mümini önce Allah ile kurduğu bağ üzerinden tanıtır. Mümin, Allah anıldığında kalbi ürperen, O’nun ayetleri okunduğunda imanı artan ve yalnız Rabbine güvenen kişidir. (bk. Enfâl 2).

      Mümin, namazını korur. Namazı sadece yerine getirilmesi gereken bir görev olarak görmez; Rabbine yöneldiği, O’nun huzurunda bulunduğu bir buluşma olarak kabul eder. Namazında huşûya ulaşmaya çalışır. Çünkü bilir ki Allah ile bağı güçlenen insanın kalbi de güzelleşir. (Müminûn 1-2, 9)

      Fakat müminin imanı yalnızca ibadet yerlerinde görülmez. Onun gerçek imanı günlük hayatında ortaya çıkar. Emanete sahip çıkar, verdiği sözü tutar, haramdan sakınır, iffetini korur, boş ve faydasız işlerden uzak durur. (bk. Müminûn 3-8)

      Mümin hata yapmaz değildir. Bazen yanılabilir ve günaha düşebilir. Fakat günah karşısında duyarsızlaşmaz. Rabbini hatırlar, pişman olur ve O’ndan bağışlanma diler. Kuran, böyle kimseleri “Bir kötülük yaptıklarında Allah’ı hatırlayıp günahlarının bağışlanmasını isteyen ve günahlarında ısrar etmeyenler” (Âli İmrân 135) olarak tanıtır.

       Müminin imanı, insanlarla ilişkilerinde de kendisini gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” (Buhari) buyurur. Ne güzel bir ölçüdür bu! Mümin, insanların korktuğu değil, güvendiği insandır. Onun yanında insan kendisini emniyette hisseder. Dilinden incitici söz çıkmaz, elinden zulüm gelmez. Çünkü iman, insana sadece Allah’a karşı sorumluluğunu değil, kullara karşı sorumluluğunu da hatırlatır.

      Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz” (Müslim) hadisini benimseyen mümin, bencillikten uzak durur. Hucurât 10’uncu ayette bildirildiği gibi, müminlerin birbirlerinin kardeşi olduğunu bilir. (Hucurât 10).

      Kardeşinin sevincine sevinir, sıkıntısına kayıtsız kalmaz. İyiliği çoğaltmaya, kötülüğü azaltmaya çalışır. Mümin; kibirden, alaydan, kötü zandan, insanların kusurlarını araştırmaktan uzak durur. (bk. Hucurât 11-12) Çünkü bilir ki kendisi de Allah’ın rahmetine muhtaç bir kuldur.

      Müminin güzelliği ailesine karşı davranışlarında da görülür. Anne ve babasına saygılı, eşine karşı merhametli, çocuklarına karşı şefkatlidir. Çocuklarının sadece dünyasını değil, ahiretini de düşünür. Onları kırarak değil, sevgi ve hikmetle iyiliğe çağırır.

      Mümin, ümit ile korku arasında yaşar. Hayatın her anının bir imtihan olduğunu bilir ve bu imtihanlar karşısında Rabbini unutmaz. Nimete kavuştuğunda şükreder, sıkıntıya düştüğünde sabreder. Kalbini dünyaya değil, dünyanın sahibine bağlar.

      Onun kalbinde Allah sevgisi, dilinde güzel söz, davranışlarında merhamet vardır. Hata yaptığında tevbe eder, gönül kırdığında gönül almaya çalışır, iyilik gördüğünde teşekkür eder. Asıl meselenin, insanların bizi “iyi insan” olarak görmesi değil, Allah’ın bizi gerçek müminlerden kabul etmesi olduğunu bilir. Çünkü iman, yalnızca dilin söylediği bir söz değil; kalbin taşıdığı ve hayatın doğruladığı en büyük hakikattir.

      Özetlemeye çalıştığımız bu özelliklerin ne kadarı bizde var? Allah ve Rasûlü’nün tarif ettiği ölçülere uygun muyuz? İmanımız, hayatımıza ve ahlakımıza ne kadar yansıyor?

      Allah anıldığında kalbimiz nasıl bir hâl alıyor? Namazımız, hayatımızda nasıl bir yer tutuyor? Dilimizden ve elimizden insanlar emin mi? Ailemize, komşularımıza ve çevremizdeki insanlara karşı merhametli ve adaletli miyiz? Hata yaptığımızda tövbe ediyor, nimet karşısında şükredip sıkıntı karşısında sabredebiliyor muyuz?

      Ne mutlu imanını hayatına taşıyanlara! Ne mutlu Allah’a güvenenlere ve O’na karşı mahcup olmaktan korkanlara! Ne mutlu insanları incitmekten sakınanlara! Ne mutlu kul ve kamu hakkına riayet edenlere… Onlara selam olsun!

      (Yararlanılan Kaynaklar: TDV Kuran Yolu Tefsiri. Diyanet-Hadislerle İslam)

En son Haberler

Sen de Yorum Yapabilirsin

Teşekkürler.


Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.